Ana sayfa
|
Samsun Forum
|
Makale Yazıları
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Kuaza
Ana Sayfa Dünya Eğitim Ekonomi Gündem Haberler Magazin medya Otomobil Sağlık Siyaset Spor Teknoloji
Free Image Hosting At site
Türkiyede sistem toplumla, Avrupada gayri Müslimlerle çelişiyor
Kategori: EkonomiEklenme Tarihi: Åžub 11th, 2010Ekleyen: admin

GeçtiÄŸimiz haftalarda tam da Nazife ÅžiÅŸman`ın yeni eseri “Başörtüsü, Sınırsız Dünyanın Yeni Sınırı“ kitabını okurken, Fatma Karabıyık BarbarosoÄŸlu da bir yazısında bu kitap üzerinden başörtüsü yorgunu olduÄŸumuza deÄŸindi.

BaÅŸörtüsü yorgunu olmak ne haddimize…

Okurken eski günlere gitmeden edemedim. Güya kendimce bir karar almış olup, baÅŸörtüsü üzerinden yaÅŸanmış ve yaÅŸanacak olanları duygularımla deÄŸil aklımla idrak edip en az zararla atlatıp, önce kendime yol gösterecektim.

Olaya pozitivist bakıp, matematiksel düÅŸünüp, üstesinden gelebilmeyi yeÄŸlerdim. Lakin mümkün olmadı. Bir seyahate yol aldım geçmiÅŸe doÄŸru. Ben baÅŸörtüsü sorununu ilkokuldan bu yana yaÅŸayanlardanım. 28 Åžubat‘ın külleri bile soÄŸumadan 1999 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ne adımını atıp öÄŸrenci iÅŸlerindeki müdürün bir fino köpeÄŸine gösterdiÄŸi saygıyı bile bana göstermediÄŸi günlerden geldim.

Lise yıllarında ilerisi için hep baÅŸörtülü okuyabileceÄŸini hesap eden, ancak üniversitede dekanın her sınav öncesi kedinin fareyi kovalaması gibi öÄŸrenci iÅŸleri görevlileri ile amfi amfi dolanıp en arka sırada başını baÅŸörtüyle deÄŸil de, bere, ÅŸapka, bone gibi deÄŸiÅŸik ÅŸekillerde kamufle etmek isteyen beni ve daha sonra bir kaç arkadaşımı da kovalamasıyla geçen günler…

Kah peruklu, kah ÅŸapkalı, kah boneli halimi ben zannedip beni kampus dışında gördüÄŸünde tanıyamayan arkadaÅŸlarımın var olduÄŸu dönemler… Ve daha bir çok hikaye… Akademik kariyer hayallerinin bile özel hayat dahil olmak üzere kılık kıyafet deÄŸiÅŸikliÄŸine tabi olması ve akademisyenlik hedefiyle kendini İstanbul Hukuk 1. amfide hayal eden ben…

İstanbul Barosu seçimlerinin olduÄŸu gün üniversitesinin Beyazıt Kampusu’nu karış karış dolaşıp hasret gideren yine ben… Daha uzatmayacağım… Zira her baÅŸörtülü arkadaşımın kabusu olan ve bir türlü geçmek bilmeyen kangren halini almış herkesçe malum bir yara..

‘Size yaptığımız yatırım boÅŸuna!’ diyerek bırakın maddi yardımı, manevi olarak moral vermekten bile aciz vakıf temsilcilerinin sair yerlerde lüzumsuz aslan kesilen kükreyiÅŸleri; toplumun, ‘devletin dediÄŸine boynumuz kıldan ince’; ‘içerde açın günahı onların boynuna’ anlayışı ile abesle iÅŸtigal edildiÄŸine dair hükümleri ve daha birçok umutsuzluk vaatleri arasında eÄŸitimime yurt dışında devam etmeye karar kıldım.

Almanya’nın Bremen Üniversitesi’ne yüksek lisans yapmak için gidip, amfiyi bırakın üniversitenin kantinine kapıda güvenlik olmadan, kimse beni durdurmadan  girdiÄŸimde yaÅŸadığım duyguların tarifi tabiki imkansız… Bir gün lavaboda baÅŸörtümü düzeltirken beni başım açık halimle gören sınıftan bir arkadaşımın ‘aa simdi gerçek karakterini görüyorum’ ifadesi ile yaÅŸadığım ve düÅŸündüÄŸüm duyguların tarifi de bir o kadar imkansız…

Okullarında (Üniversitelerde baÅŸörtülü eÄŸitim serbest, orta dereceleri okullarda eyaletlere göre farklılık gösteriyor, hizmet veren konumuna geldiÄŸinizde zaten burada da baÅŸörtülü olmak fabrikalarda iÅŸçi deÄŸilseniz sorun.) baÅŸörtüsünün serbest olduÄŸu Almanya’da toplumun bakışını ifade edebilmek için daha fazla söze hacet yok diye düÅŸünüyorum.

Hele hele baÅŸörtülü olduÄŸu için hakarete uÄŸrayan ardından da öldürülen Mısırlı hanımdan hiç bahsetmiyorum…

Nüfusun üçte birinin müslüman olduÄŸu AB baÅŸkenti Brüksel’de halk hemen her yerde baÅŸörtülüleri görmeye alışkın, orta öÄŸretimde  baÅŸörtüsünü sorun olarak görme gayreti içinde yol alırken, Mahinur Hanim`ın milletvekili olmasından sonra meclis konuÅŸması esnasında karşılaÅŸtıkları ve sonrasında yaÅŸadıkları gözler önünde… Üniversitede hocalar, öÄŸrencilerden bir çoÄŸu müslüman (Faslı, Cezayirli, Mısırlı, Tunuslu, Türk, Arap) olduÄŸu için biraz daha aÅŸina ve en azından sizi kale alıyorlar nezaketen de olsa.

Viyana’da duvarlara yazılmış burayı İstanbul yapamayacaksınız sloganları Viyanalıların özellikle 2000 yılından bu yana (“Wonder” ile birlikte) müslümanlara bakış açısını göstermekte yeterli olmakla birlikte sırf Türkiye’den gelen öÄŸrenciler nedeniyle okul harçlarının fahiÅŸ derecede yükseltilmesi de iÅŸin çabası…

İngiltere Bağımsızlık Partisi baÅŸkanı Lord Pearson geçtiÄŸimiz hafta müslüman karşıtı olmadığını ancak burka giymenin İngiltere’nin özgürlük ve demokrasi deÄŸerleri ile çeliÅŸtiÄŸini ve kadınları ezici nitelikte olduÄŸunu bu nedenle yasaklanması gerektiÄŸini ifade etti. (The Sunday Times, 24 Ocak 2010, Dominic Lawson)

Fransa`da 2003 yılında çıkan yasa ile birlikte devlet okullarında baÅŸörtüsü yasaklandı. (The Times, 23 Haziran 2009) Yine Fransa`da tesettür mayosu ile yüzme havuzuna gitmek isteyen Fransız bir ailenin kızı müslüman Carole kıyafetinden dolayı yüzme havuzuna alınmadı. Polis kendisine yapılan ÅŸikayeti yüzme havuzlarına ait genel kurallar içinde gecen “Olası bakteri hastalıklarına karşı kadınlar yüzme kıyafeti giymek, erkekler ise kısa ÅŸort yerine slip giymek zorundadır.” hükmüne dayanarak reddetti. (The UK Times, 13 AÄŸustos 2009, Charles Brenner) Fransa`da Sarkozy`nin parti grubu burka giyerek yüzünü örten kadınlara 650 Euro ceza getirilmesine iliÅŸkin bir kanun önergesi getirdi. (21 Ocak 2009, The UK Times, Charles Brenner )

Almanya’nın bir eyaletinde havaalanında güvenlik kontrolünden geçerken elbise olarak giydiÄŸim uzun ceketimi çıkartmamı  istediklerinde verdiÄŸim tepki neticesinde polis memurunun ‘kendi ülkenizde olsa sesinizi çıkaramazsınız, buraya gelip bize ahkam kesiyorsunuz!’ ifadelerine karşılık söylenecek bir ÅŸey bulamayışım da, hem öz yurdumuzda hem de gurbet elde ne kadar garip olduÄŸumuzun kanıtı…

Minare referandumunun yapıldığı gün İsviçre’deydim. Oradaki müslümanlar bu konuda yadsınamayacak bir gayret gösterdi. Oy kullanmanın sorumluluÄŸunu üzerlerinde taşıyorlardı. Lakin sonuç basarili olamadı. İsviçre’deki arkadaşımın (öÄŸretmen) yaklaşık bir yıldır iÅŸ araması ve bir çok yerden baÅŸörtülü olduÄŸu nedeni ile geri çevrilmesi zaten okullarında baÅŸörtüsü serbest de olsa mevcut anlayışı gözler önüne seriyor… Ve daha Avrupa’nın ve Türkiye’nin bir çok yerinden bizzat tarafımca yasanmış bir çok kare…

BaÅŸörtülü olarak okuma özgürlüÄŸüne  sahip olmak için geldiÄŸimiz ülkelerdeki durum anlayış itibari ile  çok da farklı deÄŸil. Burada yapılması gereken sosyolojik analiz çok önemlidir. Türkiye prototiptir. Özellikle eÄŸitimde baÅŸörtüsünün serbest olduÄŸu yerlerde getirilmek istenen yasaklarda Türkiye örnek gösterilmektedir. Çözüm bırakıp gitmekte deÄŸildir. Bak ne güzel yurt dışında eÄŸitim alıyorsunuz, baÅŸörtüsü problemi olmasa bu imkanlara ulaÅŸamayacaktınız polyanacılığı kiÅŸinin kendini rahatlatmak gayesi ile oluÅŸturduÄŸu mazeretten gayri bir anlam ifade etmez. Evet üniversitelerdeki imkanlar Türkiye ile kıyaslanamayacak ölçüde verimli ve herkesin kullanımına açık. Ancak bu imkanlardan faydalanmak bir zorunluluÄŸu ve dolayısıyla bir yasağı haklı kılmaz.

Bu örnekleri verdiÄŸimizde aklımıza Avrupa`da yaÅŸanan dini özgürlüklerin gelmesi ve bu minvalde de yazdıklarımın bir ÅŸikayet olarak algılanması doÄŸaldır. Bu nedenle konuya açıklık getirme sorumluluÄŸu doÄŸmaktadır. Buna iliÅŸkin en güzel cevabı Nazife ÅžiÅŸman bilimsel bir çalışma olarak nitelenebilecek olan ‘BaÅŸörtüsü, Sınırsız Dünyanın Yeni Sınırı’ isimli yeni kitabında vermektedir:

“…Mesela Fransa`da merkezde eÅŸitliÄŸin yer aldığı bir yaklaşım hakimdir. Herkes eÅŸit eÄŸitimden geçmelidir ki böylece homojen bir vatandaÅŸlık söz konusu olabilsin. İşte bu yüzden etnik, dini ve lisani farklılıklar eÅŸitsizliÄŸe yol açacağı için kamusal alanda yer almamalıdır, bu anlayışa göre.
Almanya`da ise yabancılar, geçici konuklar olarak telakki edildikleri ve Alman milletine dahil olmaları söz konusu olmadığı için, kendi dini ve etnik farklılıklarını sergileyebilirler. Fransa`nın aksine asimilasyonist deÄŸildir, hoÅŸgörülüdür Almanya, dini farklılıkların kamusal temsiline. Fakat onların daimi olmadığı güvenine dayanır bu hoÅŸgörü. İngiltere ise eski sömürgecilik tecrübesinden kaynaklanan, dini ve kültürel farklılıkları tanıma hususiyetine sahiptir. Bu nedenle İngiliz yaklaşımını çok kültürlülük adı altında ifade etmek mümkündür.

DiÄŸer taraftan dikkate almamız gereken bir baÅŸka geliÅŸme söz konusu. 11 Eylül tecrübesi, 2004 Madrid patlamaları gibi olaylar Avrupa’daki bu çok kültürlülük ve farklılık politikalarının sorgulanmasına yol açtı….”(sayfa 74-75)

ÇeliÅŸkilerle dolu bir yasak. Türkiye’de sistem müslüman toplumun anlayışı ile çeliÅŸiyor, Avrupa’da sistem gayri müslim toplumun anlayışı ile çeliÅŸiyor. Bu çeliÅŸki içinde arada kalan ve sorumluluÄŸu küçük yaÅŸlardan itibaren her ÅŸeye raÄŸmen omuzlarında taşıyan, zorluklara göÄŸüs geren baÅŸörtülü kadınlarımız, kızlarımız… Ve üstüne ısrarla baÅŸörtülülerin kendi iradeleri ile deÄŸil de koca ve baba baskısı ile örtündüÄŸüne dair söylem.

Türk ve yabancı basında sürekli dile getirilip, kadınların bu baskıdan kurtarılarak özgürleÅŸtirilmesi amacının güdüldüÄŸüne dair bir mazeret. Belli ki toplumdan bihaberler… Kocasının iÅŸi, kariyeri ve prestijinden dolayı koca  baskısı ile başını açmaya zorlanan ve bu yüzden yuvası yıkılan; sırf eÄŸitim alsın meslek sahibi olsun diye ailesi tarafından başını açmaya zorlanan ve ailesi ile arasına mesafeler giren kızlarımızın ve kadınlarımızın sayısı bugün zorla örtü takanlardan fazladır.

Son olarak bir olayı nakletmek istiyorum. İstanbul’dan baÅŸörtüsü maÄŸduru üç arkadaşım. Bunlardan biri üç yıl ara verdikten sonra tıp fakültesindeki eÄŸitimine afla birlikte geri dönüp devam etti. Biri Marmara Üniversitesi DiÅŸ HekimliÄŸi Fakültesi’ni terkedip memleketi Samsun’a geri döndü. DiÄŸeri de Berlin’de kimya okumaya gitti ve bitirip geçen yaz Türkiye’ye geri döndü… Bu üçlü yasağın geldiÄŸi dönemde aynı evde kalan bir arkadaÅŸ grubu. Uzun yıllardan sonra geçen yaz bir araya geldiklerinde ortaya çıkan tablo hiç de iç açıcı deÄŸildi. Geçen süre zarfında farklı yollardan geçen üçü için de yaÅŸanılanlar ve sonuç farklı deÄŸildi maalesef…

Bu anlatılanlar dikkate alındığında baÅŸörtüsü yorgunu olmak kaçınılmaz diye düÅŸünülebilir. Lakin olunmaması gerektiÄŸi bir o kadar aÅŸikar. Müslüman kadın her ÅŸartta ve yaÅŸta her türlü zorluÄŸun üstesinden gelebilecek kudret ve kabiliyete sahiptir. Avrupa’ya gelen Türk ailelerin minik kızları nefse hitap eden her türlü ÅŸeyin aleni olduÄŸu ve yaÅŸamakta bir yasak olmadığı ülkelerde baÅŸörtülerini takıp bu sorumluluÄŸu kaldırabiliyor ve nefislerine hakim olabiliyorsa bizim baÅŸörtüsü yorgunu olmak ne haddimize!

Free Image Hosting At site

samsun
Warning: fopen(wp-content/themes/kuazahaber/cache/haber-1824.html) [function.fopen]: failed to open stream: Permission denied in /home/carsambaco/domains/carsamba.com.tr/public_html/wp-content/themes/kuazahaber/single.php on line 215

Warning: fwrite(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/carsambaco/domains/carsamba.com.tr/public_html/wp-content/themes/kuazahaber/single.php on line 216

Warning: fclose(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/carsambaco/domains/carsamba.com.tr/public_html/wp-content/themes/kuazahaber/single.php on line 217