Samsun Çarsamba Haber Guncel Haberin Yeni adresi..
Ana sayfa Çarşamba Haber Ekonomi Gündem Haberler Magazin Sağlık Siyaset Spor Ust Manset Yaşam Yazarlarimiz
             
DSCN6838
AK Parti Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir, Dikbıyık Beldesi Belediye Hizmet Binası, Çarşamba Ziraat Odası...
21/05/12 - 11:15 Yorum sayisi 0(0)
IMG_7632
CHP Çarşamba İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen ‘Dostluk ve Dayanışma Yemeği’nde bir konuşma yapan CHP Samsun...
21/05/12 - 11:07 Yorum sayisi 0(0)
DSCN6763
Çarşamba’da düzenlenen Ondokuzmayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Etkinlikleri’nde gerçekleştirilen gösteriler göz kamaştırdı. Etkinlikler...
21/05/12 - 10:59 Yorum sayisi 0(0)
Ulusal bütünlüğü bozacak Anayasa değişikliğine karşıyız
Kategori: SiyasetEklenme Tarihi: Ara 15th, 2011Ekleyen:

DSP Genel Başkanı Masum Türker, Memur Dernekleri Federasyonu Başkanı Cengiz Özbay ve beraberindeki heyeti DSP Genel Merkezi’nde kabul etti.
Masum Türker, görüşmede Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak şunları söyledi:
“Türkiye’de birlikte yaşamak için herkesin uzlaşacağı asgari müşterekte buluşacağı kurallara ihtiyaç var. Anayasa toplumsal sözleşme olarak bunu sağlıyor. Bizim anayasamız artık bir ihtilal sonrası anayasası değildir. ‘Anayasamız ihtilal anayasasıdır’ demek toplumu yanlış yönlendirmektir. Çünkü Anayasa’nın yarıdan fazla maddesi, sivil Meclis’ler tarafından değiştirilmiştir. Özellikle DSP’nin başında bulunduğu 57. Hükümet döneminde, mevcut Anayasa’da, AB müktesebatına uyum için, insan hak ve özgürlüklerini genişleten değişiklikler yapılmıştır.
Gündemde bir ‘anayasa değişikliği’ vardır, ‘yeni anayasa’ yapılmayacaktır. Çünkü toplumumuz anayasaya sıfırdan başlamıyor, Türkiye Cumhuriyeti yeniden kurulmuyor. Ancak ‘yeni anayasa’ yapılacakmış gibi bir imaj yaratılıyor ve ‘yeni anayasa’ demeyenler dışlanıyor. Yeni anayasa yapılmadığına, anayasanın değiştirildiğine ilişkin en basit örnek, 12 Eylül 2010’da referanduma sunulan değişikliklerdir. Burada önemli olan Anayasa’daki hükümleri uygulayacak hükümetlerin duruşudur.
Örneğin, 12 Eylül 2010 referandumunda, memurların sendikal hakları kaldırılmış, sonraki maddede, sendikal özgürlükler ‘genel’ olarak tanımlanmıştır. Çünkü Hükümet’in, bir yasal düzenlemeyle memurların iş güvencesini kaldıran, ‘memur’ kavramını ‘çalışan’a dönüştürmeye yönelik bir programı var. Bunu zaman zaman Başbakan açıklıyor. 12 Eylül 2010’daki değişiklik dolayısıyladır ki, şimdi memurların alacağı zam, bir sendikal görüşme sonrası belirlenememiştir. Bu konuda gerekli olan uyum yasası çıkarılmamıştır. Çünkü ‘memur’ kavramının kaldırılması öngörülmektedir. O nedenle Anayasa’da değişikliği yapılırken, ‘memur’la ilgili örnekten yola çıkılarak, çok dikkatli davranılması gerekmektedir.
Biz Demokratik Sol Parti olarak,  mevcut Anayasa’da ilk 4 maddenin ‘değiştirilemez madde’ olduğunu söylüyor ve bunu savunuyoruz. Çünkü Anayasa’daki bu ilk 4 madde ulus olmamızı sağlayan maddelerdir. Ulus olmamızı sağlayan maddeler kaldırıldığı zaman ülkemiz tamamen farklı bir yöne gidecektir ve bu çok tehlikelidir.
Şu anda Avrupa Birliği’nde kriz bahane edilerek, yüzde yüz oy verme zorunluluğu kaldırılmakta, eskiden alan sorumlusu olan ‘komiserlik’ sistemi yerine, 11 kişilik hükümet hedeflenmektedir. Avrupa Birliği’ni, Amerika Birleşik Devletleri gibi bir siyasi devlet haline getirmek için çalışmalar yapılmaktadır.
Ülkemizde ise tam tersine, mevcut anayasa bahane edilerek, maalesef ulusal birliği bozacak eylemlere hazırlanıldığı görülmektedir. Anayasa hazırlığıyla uğraşanlar, farkında olarak ya da olmayarak akademik tartışmalarını, düşünce tartışmalarını, halkı temsil etmeyen niteliklerini de buraya katarak, bu yönde yeni bir anayasa oluşturulmasına katkıda bulunmaktadırlar. Bu konu endişe vericidir.
Anayasa için Parlamento’da oy birliği istenmiş olması sevindiricidir. Bu nedenle Parlamento’daki dört partinin, ulusun birliğini bozacak herhangi bir değişikliğe karşı koyabilecek olması, toplumun hak ve özgürlüklerinin kullanılması açısından önemli bir güvencedir.
Yanı başımızdaki Suriye’de yaşananlara bakın! Şu anda tek muhatabı, O’nun için tek tehdit ülkesi Türkiye olmuştur. Suriye ile her an küçük bir kıvılcıma bağlı olarak savaşa girebilir duruma gelmiş haldeyiz. Ülkemizin yanlış dış politika yaklaşımları yüzünden komşularıyla ilişkileri bozulmuştur. En azından böyle bir noktada iken anayasanın, toplumun birlikteliğini bozacak şekilde düzenlenmesine izin verilmemelidir.
Mevcut anayasada kuşkusuz değiştirilmesi gereken bazı kurumlar vardır. Örneğin YÖK! YÖK’ün bu haliyle Anayasa’da yer alması, anayasal güvence içinde bulunması doğru değildir. Bunun değiştirilmesi, YÖK’ün yalnız akademik dünyayı düzenleyen bir kurum olarak varlığını sürdürmesi yeterlidir.
Mevcut anayasada önemli bir boşluk var. AB’ye uyum açısından, üyesi olduğumuz, temsil edildiğimiz uluslararası kuruluşların hukuki düzenlemelerini, kendi hukuki düzenlemelerimiz bakımından ‘bağlayıcı’ olarak kabul etmişiz. Ancak üyesi olmadığımız kuruluşların, içinde yer almadığımız kuruluşların düzenlemelerinin bizim için ‘bağlayıcı olmaması’ gerekir. Bunun mutlaka Anayasa’ya bir hüküm olarak konulması gerekir. Örneğin bugün AİHM’de temsil ediliyoruz. AİHM’nin aldığı kararlara uyalım. Ancak biz AB üyesi değiliz ve AB’nin aldığı her karara uyacak olursak, yarın öbür gün içinde bulunmadığımız, el kaldırmadığımız kararlardan dolayı biz kaybederiz.
Anayasa yapma heyecanı güzel. Toplumun bütün kesimlerinin anayasanın varlığından haberdar olması, anayasayı tartışması, bu konuda haklılıkları ortaya koyması da güzel. Ama ulusal birliği, ulusal bütünlüğü bozacak bazı değişikliklere gidilmesine karşıyız. Bunun fevkalade sakıncalı olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle Demokratik Sol Parti, sürekli bir anayasa değişikliği çalışması içinde olmuştur. 2007 yılı öncesinden başlayan bu çalışmalar, referanduma gidilirken Hükümet’e ve bütün siyasi partilere önerilmiştir.
Ancak biz bu dönemde, anayasa değişikliği çalışmaları konusunda ülkeyi yönetenleri samimi bulmu-yoruz. Çünkü Hükümet, anayasa değişikliğine bile gerek olmadan yapılabilecek olan, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü engelleyen Siyasi Partiler Kanunu’nda barajın düşürülmesi konusuna sıcak bakmıyor.
Anayasa değişikliğine gidilirken, Parlamento’da egemen olan iktidar partisinin, barajın düşürülmesi yönünde herhangi bir duruşunun olmaması bizi düşündürüyor. İnsanların Parlamento’da adil ve özgür bir şekilde temsil edilebilmesi için, bütün partilere önseçim zorunluluğu getiren düzenlemelerin dikkate alınmaması, bu düzenlemelerin yerel seçimlere de yansıtılmaması bizi düşündürüyor. Çünkü istediğiniz kadar anayasa değişikliği yapın, sonuçta bu anayasanın dayanağı olduğu yasaların anayasadan farklı olmasına seyirci kalınıyor. Bu nedenle anayasa değişikliği yapılırken, bu gerçekler dikkate alınmalı, toplumun birliğini bütünlüğünü bozacak değişiklikleri gündeme getirmekten kaçınılmalıdır.
Özellikle ‘Ulus-devlet’ anlayışının yok edilmesi halinde ülke bölünme noktasına gelir. Türkiye’nin mevcut sınırlarının, özellikle Lozan Antlaşması’nın ABD tarafından onaylanmadığını dikkate alıp bir hatırlatma daha yapmak istiyorum. Bill Clinton’ın. 1999’da Türkiye’yi ziyaret ederken söylediği ‘Ortadoğu’daki sınırlar, ABD açısından daha belirli değildir’ sözlerini hiçbir zaman unutmamalıyız. Bu nedenle anayasa değişikliği yapılırken, birlik beraberliği sağlayan maddelerin korunmasını sağlamalıyız. Bu maddeler, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana bir ‘ulus’ olmak adına gereklidir.
Yapılması gereken değişikliklerin içinde en önemlisi 12 Eylül ihtilali anayasasından çok, 12 Eylül referandumu ile kabul edilen anayasadaki bazı anti demokratik hükümlerle ilgilidir. HSYK’nın oluşumu anti -demokratiktir ve kuvvetler ayrılığı ilkesini zedelemektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin oluşumu anti-demokratiktir ve anayasaya dayanarak yasal denetim yapma olanağı ortadan kalkmıştır. 12 Eylül referandumundan sonra kabul edilen anayasa yürürlüğe girdiğinden beri yasalarla ilgili olarak açılan iptal davalarında Anayasa Mahkemesi’nin duruşunu hep birlikte izliyoruz. Bu nedenle Anayasa değişikliği yapılırken, demokratik yapıyı bozan düzenlemelerin muhakkak ele alınması, değiştirilmesi gerekiyor.
Cumhurbaşkanı’nın kamu kuruluşu niteliğindeki kuruluşlardan olan sendikalarla ilgili olarak açıklama yapması gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı web sitesinde, sendikalarla ilgili raporda, sendika ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yöneticilere siyaset yasağı getirilmek isteniyor. Eğer sendikalar, 1995 öncesindeki gibi olacaksa, o rapor doğrultusunda sendikaların özgürlükleri kısıtlanacaksa, askeri dönemden daha kötü kısıtlamalar getirilecek demektir. 
Biz ulusal birliği bütünlüğü bozacak, özgürlükleri kısıtlayacak, Türkiye Cumhuriyeti’ni ileride federatif bir yapıya götürecek, başkanlık sistemini getirecek değişikliklere karşıyız.
Bu süreçte, Meclis Başkanı’nın tutumu, duruşu çok önemli.  Meclis Başkanı, oy birliği ile olmayan değişikliklerin gündeme getirilmeyeceğini söylüyor. Bu konuda bütün sivil toplum örgütleriyle, bütün siyasi partilerle görüşmesini, anayasa için görüş almak amacıyla web sitesi kurmasını, bu yönde yaptığı çalışmaları olumlu buluyoruz. İnşallah bu çalışmalar olumlu sonuçlanır. Ancak komisyondan çıkacak Anayasa değişikliklerinin kamuoyunda tartışılmasına da izin verecek bir süreye de ihtiyaç vardır. Eğer bu süre de verilmezse bütün çabalar, gayretler boşa gider. Bu gayretlerin boşa gitmemesini diliyoruz.

Kaynak: Haber Merkezi

Sosyal Etiketler: > > > > > > > > > > > > > > > > > >

1 Yorum gonderildi. “Ulusal bütünlüğü bozacak Anayasa değişikliğine karşıyız”

  1. Adelino diyor ki:

    Cok begendim yazinizi. Elinize, dinilize saglik! Fakat benim kafami da su gunlerde bir sey cok mesgul ediyor; Acaba bir ampulun omru ne kadardir? bilen var mi?Bir rivayete gore, bir ampulun omru ozellikle hic sondurulmedigi surece coook uzunmus, fakat bana pek inandirci gelmiyor.AKP’ nin ampulu daha ne kadar yanacak? Biz daha ne kadar zamli elektrik faturasi odeyecegiz bu kullanmadigimiz ampul yuzunden?Biri lutfen su ampule bir tas atsin, cunku gereksiz elektrik tasarrufu olarak goruyorum artik bu doenmi. Baska da birsey ifade etmemeye basladi. Uzgunum ama oyle

Yorum Yap


Ana sayfa Çarşamba Haber Ekonomi Gündem Haberler Magazin Sağlık Siyaset Spor Ust Manset Yaşam Yazarlarimiz
track my web