Daha ziyade, gençlerin kullandığı bir tabir.. “Bu da ona kapak olsun” diyorlar, canlarını sıkan birinin oyununu bozduklarında. Sayın Başbakan Time’a kapak olmayı da becerdi. Tebrik ediyoruz. Bu da bize kapak olsun… !!Ellerini kavuşturmuş; gözünü ileri dikmiş… Yüz hatları belirgin; adeta, oradan çıkıp yine çalışma masasına dönecekmiş gibi bir ambians yaratılmış. Belli ki photoshop fazla kaçmış.
Time üzerinden tüm dünyaya verilmek istenen mesaj nedir acaba, bunu görebiliyor muyuz? Yıllardır, ajitasyon ve manipülasyon üzerine bir yayın çizgisi izleyen Time, tüm dünyaya, Ortadoğu’daki ABD’nin adamı işte budur mesajı gönderiyor. Gerektiğinde Suriye’ye de kafa tutacak. Zamanı gelecek İran’a da dokunduracak. Ne adamlar geldi geçti. Menderesler, Demireller… Hiç biri onun yerini tutamaz. Menderes, küçük Amerika olacağız, her mahallede bir milyoner yaratacağız der dururdu. Demirel’in adı zaten adı Morrison Süleyman’a çıkmış… Ama bu başka… Bu hepsinden başka. Anası onu Paskalya gecesi mi doğurmuş nedir, Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olduğu günden beri, görevini layıkıyla yerine getiriyor.
Daha ne istesin ABD…?Dünyanın en karışık bölgesi. Ortadoğu… Gerektiğinde bir Taliban bahane ederek 15 bin insanı öldürebiliyor, binlerce ton bombalarla saldırabiliyor. ABD, bu haliyle terörist değil, çakar almazla yola düşen şalvarlı sakallı Afgan, terörist… Daha neler..!! Ama ABD, geçen elli yılda şunu iyi anladı. Osmanlı’dan kalma birbirini yeme alışkanlığı hala devam ettikçe, Türk’leri kendi haline bırakmak ehvendir. Arada ajanlar da cirit attı mı, değmeyin keyfimize. Peki tüm bu süreci kim yönetecek? ABD’nin politikalarını Ortadoğu’da kim koruyacak? Tayyip Erdoğan.. Biçilmiş kaftan. İETT işçi kadrosundan, bilmem kaç İsviçre bankasında milyon dolarların sahibi olma katına yükselen Tayyip Erdoğan…
Abd’nin istediği, Ortadoğu’ya hakim olabileceği bir Jandarma Karakolu’na sahip olabilmektir. Buna dünden teşne AKP hükümetinin, ABD dayatması bir takım tezkereler Meclis gündemine geldiğinde hassas davranması, milletvekillerini birebir markaja alması da bu görev ve sorumluluk bilincine dayanır. Bu neredeyse bir işgal provasıdır. İç politikada vatan millet sevgisinden bahseden insanların yapması gereken iş, ülkenin milli duruşunu bozmadan; Atatürk döneminin, özünde tam bağımsızlıkçı milli dış politikasına derhal işlerlik kazandırmaktır. Bunu yapmak yerine, Dersim olayları gibi tarihin derinliklerinde kalmış bir takım kesitlerin gündeme taşınması, içlerindeki Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığının dışa vurumudur ki, bu bizi bölmekten, parçalamaktan öteye bir yola sürüklemez. Hiçbir zaman barışık olmadıkları Cumhuriyet sistemini idare etme makamında bulunan AKP hükümetinin bizimle aynı hassasiyetleri paylaşmadığı açık; ancak, duyarlı Türk insanının bu gidişe dur diyeceği an da elbet gelecektir.
Tarih, emperyalist amaçlara hizmet edenleri de yazar, kahramanları da… Tarih, teslimiyetçileri de yazıyor, anti emperyalistleri de… Ve tarih, bu günleri de yazacak elbette.. Nereye kapak olursanız olun, kimin sizi nereye ve neden kapak yaptığını da tarih yazacak.


