Günümüzde bütün dünyada ve ülkemizde insan ve toplum sağlığını tehdit eden pek çok problemin varlığı, çözüm yollarının karmaşıklığı ve zorluğu hepimizin bildiği gerçeklerdir. Hemen her gün televizyonlarda, günlük gazetelerde, dergilerde, haberlerde madde bağımlısı olan insanların, özellikle gençlerin kötü, perişan, ölümle sonuçlanan hayat hikayeleri yer almaktadır. Dolayısıyla madde bağımlılığı, gerek toplumun her kesimini etkilemesi, gerekse de bir toplumdan diğerine sınır tanımaz yaygınlığı nedeniyle çağımızın ciddi ve kapsamlı toplumsal sorunlarının başında gelmektedir. Özellikle gençleri hedef alan madde bağımlılığı giderek daha da tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.
Tuzağına düşürdüğü kişilere bir damlasında fırtınalar kopararak sahte cennetler sunan bu sihirli kimya beraberinde getirdiği acılar ve ölümlerle adeta cehennemi andırmaktadır.
Her geçen gün hızla artan madde bağımlılığı, yalnızca madde kullanan bireyi değil, o bireyin içinde doğduğu aileyi, ailenin parçası olduğu toplumu ve giderek insanlık aleminide etkiler hale gelmiştir. Ayrıca bu maddelere başlama yaşı da giderek düşmüş, hatta ilköğretim çağındaki çocuklara kadar inmiştir. Sorun çok derin, acı ve yakıcıdır.
Her insanın hayatında bağlılıklar vardır. Bağımlılık, bağlılıkların tutkuya dönüşmesidir. Bağımlılık hayatımızın pek çok alanında varlığını sürdürmekte. Kimileri televizyonun, kimileri internetin, kimileri uyuşturucu gibi maddelerin bağımlısı. Bağımlı olunan şeyler belki birbirinden farklı ancak ortak olan bir şey varsa o da bir çok insanın hayatında bağımlılık gerçeğinin yer aldığıdır. Bağımlılık, kişinin kullandığı maddeyi bir çok kez bırakma girişiminde bulunmasına rağmen bırakamaması, giderek madde dozunu arttırması, zamnının büyük bölümünü madde arayarak geçirmesi ile tanımlanan bir durumdur.
Bağımlılık bir anda gelişmez, bir süreçtir. Kişi madde kullanır kullanmaz bağımlı olmaz. Bağımlılık yavaş yavaş gelişir. Bağımlılığın gelişiminde hep aynı basamaklar vardır… “Bilmemki denesem mi, bir kere denemekten bir şey olmaz. Bir daha mı asla, bu son olacak…” Ve adım adım bağımlılık gelişir ve kişinin tüm benliğini ele geçirir. Kişi bağımlı olduğunun farkına bile varmaz, farkına vardığında ise artık çok geçtir… İnsanlar özgürlükleri için savaşırlar hatta ölürler. Ama bazen kendi elleri ile özgürlüklerini yok eder ve bağımlı olurlar.
İnsanlar hayat boyu zorluklarla karşılaşır. Hayat acılarla ve engellerle doludur. Bazı insanlar bunları bir an önce aşmak ister. Bu amaçla ya sorunlarından kaçarlar yada çözüm getiremezler. Acıları hissetmemek yada zorluklardan saklanmak için uyuşturucu kullanırlar. Ancak sadece ve sadece zorluklara katlanabilenler ve acıyla yüzleşebilenler ve onlarla başa çıkmayı öğrenenler mutlu sona ulaşacaklardır. Hayatta keder ve mutluluk, üzüntü ve sevinç hep vardır ve bu böyle devam edip gidecektir. Bugün katlanamadığımız birçok sıkıntının yarın sona ermesi ve mutlu günlerin gelmesi her zaman mümkündür.
Uyuşturucularla mücadele konusunda çalışmalar yapmak, hem toplumsal bir sorumluluk hem de dini bir görevdir. Bağımlılık yapan maddeyi bırakmamız mümkündür. Binlerce bağımlı bunu başarmıştır. Hiç vakit geçirmeden “zararın neresinden dönülürse kardır” diyerek zararlı maddelerden uzaklaşmalı, birey ve toplum olarak daha huzurlu ve mutlu bir hayata kavuşmalıyız.
Madde kullanımı ve bağımlılıkla mücadele yolunu seçenlerin önünde uzun bir yol var. Bu yolun sonunu görmek hedefimiz değil, yolda yürümek hedefimizin ta kendisi…


