Adamlar özerklik ilan ettiler. Aynı gün 13 şehit verdik. Şu açılım safsatasının, bizi bölmekten başka bir işe yaramayacağı açıktı. Şimdi her şey gün yüzüne çıkıyor. Tüp macundan çıktı bir kere. BDP, sokağa hakim… Peki, BDP karşıtı güçler sokağa hakim değil mi? Acaba sağduyulu bir şekilde bekleyen halk kitleleri de sokağa inerlerse, bu işin sonu neye varacak?
Harbiye’de açık hava konseri veren Aynur Doğan’a, Kürtçe şarkı söylediği için minder fırlatanlar olmuş. 13 şehidimiz var, sen kalkmış Kürtçe şarkı söylüyorsun diye bağırmışlar. İşte, bizim halkımızın bir kısmı da olayı, bu tarafından görüyor. Görüldüğü gibi, karmaşık bir bölünmeye doğru hızla sürükleniyoruz. Kürt müdür, Türk müdür diye düşünmediğimiz arkadaşlarımızla, Kürt-Türk konuşmaya başladık. Bu çok büyük bir kaosa sürüklendiğimizin açık bir göstergesidir.
Geçen günkü yazımızda, halkın milisleşebileceğinden bahsetmiştik. Dileğimiz, bunun olmaması. Ancak, var olan gelişmeler nelere gebe henüz bilmiyoruz. Terör, demoklesin kılıcı gibi başımızın üzerinde. Demokratikleşmeye evet ama terör dayatmasıyla ortaya çıkabilecek demokratikleşmeye hayır. Terör, kazançlı çıkmış olamaz. Terör, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu nedenle, terörün siyasi amaçlarını gerçekleştirebildiği görülürse, eline silah alan dağa çıkar eşkıya olur.
O nedenle, Türkiye’deki kangren haline gelmiş Kürt sorununun varlığını bilip, doğru teşhis yapmamızın zamanı geldi. Samsun bizimse, Hakkari de bizim; Edirne bizimse, Van da bizim… O nedenle, yıllarca totaliter çizgide yürütülen güneydoğu siyasetinin yumuşatılması önemli. Ancak, devletin taviz vermeyeceği konular ve bilhassa kırmızı çizgilerin iyi belirlenmesi şartıyla. BDP’lilerin her anarşist tavrına boyun eğmemekte fayda var. Çünkü, onlar için sokakta siyaset yapmak daha kolay.
Öcalan artık, neredeyse resmi kayıtlarda bile görüşüne başvurulan biri olarak anılacak. Neredeyse, terör bitecekse çıksın hapisten denilecek. Türk halkı da bu psikolojik zemine doğru çekilmek isteniyor. İş, Apo’yla bitecekse, çocuklarımız artık ölmeyecekse… İşte, yıllardır hazırlanan ve üzerinde çalışılan senaryo bu. Ta, bize teslim edilirken sahneye konmuş bir senaryo. Yoksa, apar topar idam cezaları kalktı; apar topar Mahkemelerin niteliği değişti. Bunlar olur muydu hiç? Yaşanan her gelişme, terör örgütünün başını özgürlüğe bir adım daha yaklaştırı-yor.
İyi de bundan sonra, bizdeki evlat acısı, onlardaki kuyruk acısı oldukça, nasıl bir arada olacağız? Bugün terör bitse bile, hiçbir şey olmamış gibi aynı topraklar üzerinde nasıl iç içe yaşayacağız?


