Terör, tedhiş amaçlı ve siyasi ideali de olan baş belası mı baş belası bir eylem biçimi. Sadece biz çekmedik terörden, dünyada mağduru çoktur. Otuz yıl evvel ASALA vardı, gözü Türk hariciyecilerindeydi. Yaklaşık bir otuz yıl kadar da PKK ile cebelleşiyoruz.
Terör, masum sivilleri hedef alıyor çoğu zaman. Resmi kimlikli olanlarlaysaskor kaydediyor. Ama aslolan sivillerin üzerinde yarattığı etki. Resmi kimliklilere saldırırken de amaç aslında, sivile mesaj vermek.
Otuz yıldır bunu yapıyorlar. Asker vuruyorlar, adam kaçırıyorlar, kamu binalarına saldırıyorlar. Biz de, zamanımız geldiğinde çağırılıyoruz kışlaya gidiyoruz; elimize G-3 veriyorlar kavrıyoruz, MP-3 veriyorlar benimsiyoruz; vatan görevi olarak bildiğimiz görevi layıkıyla yapmaya çalışıyoruz.
Terörün sadece çatışarak bitmeyeceğini biliyoruz. Terör, çoğu zaman ciddi bir istihbarat çalışmasını gerektirir. Yani devletin istihbarat örgütü boş durmayacak, çalışacak. Terörle mücadelede herkesin görevi belli. MİT’inde belli. Senin askerini vuranla, polisini şehit edenle, sivil vatandaşını dağa kaçıranla nasıl hesaplaşılır, istihbarat noktasında bunu en iyi MİT bilecek.
Biz MİT’ten bunu beklerken, bir baktık ki… Aman Allahım!! Askerini, sivil vatandaşını dağa kaldıran, devlete kafa tutan adamlar, televizyonlarında canlı yayınlarda âlâyı vâlâ ile bunu kamuoyuna duyururken ortada olmayan MİT, bir bakıyoruz ki PKK’nın dağ komutasıyla sınır ötesinde hasbihal ediyor. Biz sınır ötesine harekat beklerken onlar – yemin etseler başları ağrımaz – başka sınır ötesinde başka işler çeviriyorlar.
Hala şehit veren bir memleketiz. Hala askerimiz ölüyor, polisimiz ölüyor, sivillerimiz terörün en soğuk yüzüne maruz bırakılıyor. Bizim MİT, Oslo’da Apo denen caniye postacılık vazifesi üstlenmiş.
Başbakan sahip çıktı. Cumhurbaşkanı sahip çıkıyor. Hükümet sahip çıkıyor. MİT müsteşarı Hakan Fidan’a sahip çıkılıyor. Çünkü talimatı kimden aldığı belli. Hükümet kendisini sigaya çekecek değil ya..!!Fidan’lara sahip çıkmanın peşinde olan hükümet; şehit verdiğimizde sus pus… Hükümet, anlıyoruz ki Hakan Fidan’a sahip çıkarken, aslında kendisine sahip çıkıyor. Bu arada, şehit vermeye devam ediyoruz. Gözümüzden akan yaşlar sel oldu, ırmak oldu. Yirmi yaşlarında gençler davullarla zurnalarla ayrıldıkları evlerine al bayrağa sarılı tabutlarla dönüyorlar.
Ve bunu izliyoruz hep birlikte. Devlet oturmuş, PKK ile sohbet düzeyinde güya terörü çözecek… Şayet hukuk işleyecekse, Hakan Fidan da, ona bu talimatı verenler de derhal yargı önüne çıkmalı. Ben kardeşimi Cudi dağına göndereceğim, vatan için aç bilaç uykusuz vatan görevi yapacak; pusuya düşecek şehit olacak; sense bilmem nerde bilmem kimin nezaretinde teröristlerle görüşeceksin… Yağma yok. Cumhurbaşkanının da Başbakanın da MİT Müsteşarının da işlediği suç, vatana ihanet suçudur. Şayet hukuk işleyecekse.


